18 Şubat 2017 Cumartesi

Erozyon Dede’yle paylaşmak için

Bir okuyucu olarak “Erozyon Dede: Hayrettin Karaca Kitabı*”ndan bana kalan pek çok bilgi var. Hem Erozyon Dede’nin Türkiye’yi, toprağı, doğayı ve çevresel dengeyi koruma mücadelesi hem de Hayrettin Karaca’nın yol gösterici yaşam serüveni…
Bugün tam 86 yaşında Hayrettin Karaca. Ancak yakında gazetelerde “90’lık sosyoloji  öğrencisi” diye bir haberle karşılaşırsanız, sakın şaşırmayın. Çünkü son sağlık tahlilleri iyi çıkınca onbeş yirmi yıl sonrasını  planlamaya başlamış Karaca.
Nasıl bir Cumhuriyet çocuğu olduğunu anlatmak için bu kadarı yeterli bence. 6.5 yaşında, babası Karacabeyli Hocazade Çorapçı Halil’in konfeksiyon “imalathanesi”nde başlayan “öğrenme” isteği hiç tükenmemiş, hala da öğrenmeye; elinden geldiğince de öğretmeye çabalıyor.
Varsıllığı ta dedesinden, babasından belki Karaca’nın. Ancak önce zor geçen okul, ardından da binbir güçlükle dolu iş yaşamı o varsıllığı sürdürmenin ne denli güç olduğunu koyuyor ortaya. Yine de iş bilenin kılıç kuşananın misali, sanayi mamulü ihracatında öncü olmayı biliyor Karaca. O noktaya gelene dek özellikle elde bavul oradan oraya dolaştığı Avrupa ülkelerinde başına gelenler tam anlamıyla “trajikomik.”  Doğal olarak, bugünden bakınca bir işadamının İngiltere’de beş parasız, günlerce aç susuz kalması akıl alır gibi değil.
Aşkı da acıyı da yaşamış Karaca. Gençlik aşkını evliliğinden sadece 5 yıl sonra kaybetmesi, hem ilk hem de ikinci evliliğinden iki oğlunu genç yaşta toprağa vermesi… Yaşamını sevgiyle şekillendiren bir insan için nasıl bir acı bu!..
Uzun sözün kısası Karaca’nın kişisel yaşam öyküsü ibret verici. Tıpkı yaşamını çevresel dengenin korunmasına adayan Erozyon Dede’nin öyküsü gibi.
Erozyon Dede’den çok şey öğrendim: Bilimin aydınlık gücünü, olanın olmayana; bilenin bilmeyene borcu olduğunu, bilmenin ilgilenmenin ve tepki göstermenin önemini, toplumsal barışın topraktan geleceğini, Türk insanının aslında paylaşmayı esas alan bir toplumsal kültürden geldiğini ve çarenin yine paylaşma düzeninde olduğunu…
Öteden beri tatillerde bilmediğim yerleri keşfetmeye çalışırım ben. Bilmediğim yollara girerim. Yol yoksa ya da otomobile zarar verecek kadar kötüyse “Yolun sonu mutlaka harika olacak” derim, kendi kendime. “Yol gider, orman biter” diyor, Erozyon Dede de.
Orman çok önemli Erozyon Dede’ye göre, hepimiz için olması gerektiği gibi. Oysa Türkiye’nin dört bir yanında neredeyse ayak basmadık yer bırakmayan, o yayla senin bu mera benim dönüp dolaşan Erozyon Dede, öylesine bilinçsiz tavırlarla karşılaşmış ki… Çok düşünüyor insan, çok…
Çocukları ve gençleri çok seviyor, onlara çok güveniyor Erozyon Dede. Okumayı sevenleri de seviyor…
Okuyuculara önerim Şengün Kılıç Hristidis’in “nehir söyleşi”sini mutlaka okumaları, sonra da Yalova’nın Samanlı Köyü’ndeki Karaca Arboretumu’nu ziyaret etmeleri… Tabii oraya kadar gitmişken Erezyon Dede’ye mutlaka “merhaba” demeleri ve onun neden “iyi olmadığını” öğrenmeleri… Dönerken de Karaca’nın kitaplığından istedikleri kitabı “armağan” olarak almaları…
Ben ilk fırsatta gideceğim.

* Erozyon Dede: Hayrettin Karaca Kitabı, Şengün Kılıç Hristidis, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Mart 2008, İstanbul.

Etiketler: , , ,

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa