Erozyon Dede’yle paylaşmak için
Bir okuyucu olarak “Erozyon Dede: Hayrettin Karaca
Kitabı*”ndan bana kalan pek çok bilgi var. Hem Erozyon Dede’nin Türkiye’yi,
toprağı, doğayı ve çevresel dengeyi koruma mücadelesi hem de Hayrettin Karaca’nın
yol gösterici yaşam serüveni…
Bugün tam 86 yaşında Hayrettin Karaca. Ancak yakında
gazetelerde “90’lık sosyoloji öğrencisi”
diye bir haberle karşılaşırsanız, sakın şaşırmayın. Çünkü son sağlık tahlilleri
iyi çıkınca onbeş yirmi yıl sonrasını
planlamaya başlamış Karaca.
Nasıl bir Cumhuriyet çocuğu olduğunu anlatmak için
bu kadarı yeterli bence. 6.5 yaşında, babası Karacabeyli Hocazade Çorapçı
Halil’in konfeksiyon “imalathanesi”nde başlayan “öğrenme” isteği hiç tükenmemiş,
hala da öğrenmeye; elinden geldiğince de öğretmeye çabalıyor.
Varsıllığı ta dedesinden, babasından belki
Karaca’nın. Ancak önce zor geçen okul, ardından da binbir güçlükle dolu iş
yaşamı o varsıllığı sürdürmenin ne denli güç olduğunu koyuyor ortaya. Yine de
iş bilenin kılıç kuşananın misali, sanayi mamulü ihracatında öncü olmayı
biliyor Karaca. O noktaya gelene dek özellikle elde bavul oradan oraya
dolaştığı Avrupa ülkelerinde başına gelenler tam anlamıyla “trajikomik.” Doğal olarak, bugünden bakınca bir işadamının
İngiltere’de beş parasız, günlerce aç susuz kalması akıl alır gibi değil.
Aşkı da acıyı da yaşamış Karaca. Gençlik aşkını
evliliğinden sadece 5 yıl sonra kaybetmesi, hem ilk hem de ikinci evliliğinden
iki oğlunu genç yaşta toprağa vermesi… Yaşamını sevgiyle şekillendiren bir insan
için nasıl bir acı bu!..
Uzun sözün kısası Karaca’nın kişisel yaşam öyküsü
ibret verici. Tıpkı yaşamını çevresel dengenin korunmasına adayan Erozyon
Dede’nin öyküsü gibi.
Erozyon Dede’den çok şey öğrendim: Bilimin aydınlık
gücünü, olanın olmayana; bilenin bilmeyene borcu olduğunu, bilmenin
ilgilenmenin ve tepki göstermenin önemini, toplumsal barışın topraktan
geleceğini, Türk insanının aslında paylaşmayı esas alan bir toplumsal kültürden
geldiğini ve çarenin yine paylaşma düzeninde olduğunu…
Öteden beri tatillerde bilmediğim yerleri keşfetmeye
çalışırım ben. Bilmediğim yollara girerim. Yol yoksa ya da otomobile zarar
verecek kadar kötüyse “Yolun sonu mutlaka harika olacak” derim, kendi kendime.
“Yol gider, orman biter” diyor, Erozyon Dede de.
Orman çok önemli Erozyon Dede’ye göre, hepimiz için
olması gerektiği gibi. Oysa Türkiye’nin dört bir yanında neredeyse ayak
basmadık yer bırakmayan, o yayla senin bu mera benim dönüp dolaşan Erozyon
Dede, öylesine bilinçsiz tavırlarla karşılaşmış ki… Çok düşünüyor insan, çok…
Çocukları ve gençleri çok seviyor, onlara çok
güveniyor Erozyon Dede. Okumayı sevenleri de seviyor…
Okuyuculara önerim Şengün Kılıç Hristidis’in “nehir
söyleşi”sini mutlaka okumaları, sonra da Yalova’nın Samanlı Köyü’ndeki Karaca
Arboretumu’nu ziyaret etmeleri… Tabii oraya kadar gitmişken Erezyon Dede’ye
mutlaka “merhaba” demeleri ve onun neden “iyi olmadığını” öğrenmeleri… Dönerken
de Karaca’nın kitaplığından istedikleri kitabı “armağan” olarak almaları…
Ben ilk fırsatta gideceğim.
* Erozyon Dede: Hayrettin Karaca Kitabı, Şengün Kılıç
Hristidis, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Mart 2008, İstanbul.
Etiketler: Erozyon Dede, Hayrettin Karaca, Şengün Kılıç Hristidis, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları


0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa